Öztürkmen'den anızlar yakılmasa topraklar daha verimli olur


Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Öğretim Üyesi Ali Rıza Öztürkmen, “Günümüz şartlarında anıza ekim yapan tarım aletlerinin olması, güçlü traktörlere ve kombine tarım işleme makinelerine sahip olunması anız yakılması gibi ilkel metoda başvurulması bu şehirde yaşayan herkesin sorumluluğudur” dedi.

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Öğretim Üyesi Ali Rıza Öztürkmen, anız yakmanın toprağın doğal yapısını bozduğunu ve verimliliğini düşürdüğünü bildirdi.

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Öğretim Üyesi Ali Rıza Öztürkmen, hasat sonrası tarlada kalan bitki saplarının yakılması sırasında bitkinin büyümesinde büyük önem taşıyan toprağın canlı üst kısmı yani organik maddesinin de yandığını belirterek, “Anız yakılması sonucu toprağın bünyesindeki organik maddenin azalmasından dolayı su tutma kapasitesi ve havalanma özellikleri olumsuz etkilenmektedir” dedi.

Anız yakılması ile ilgili açıklamalarda bulunan Öztürkmen’in açıklamalarından satır başları ise şu şekilde:

“MİLYONLARCA TON KAĞIT HAMMADDESİ AĞACIMIZ YOK OLMAKTADIR”

Gelecekte nüfus artarken, aynı besinleri tüketmek, aynı havayı solumak, aynı su kaynaklarından yararlanmak istiyorsak, bu gün çevreye daha duyarlı olmak zorundayız. Türkiye'de anız yakma neticesinde yüzlerce canlı ve bitki türü yok olma tehlikesinde, milyonlarca hektar arazide erozyon şiddetlenmekte, organik madde oranı düşmekte, haberleşme ve elektrik hatlarında milyarlarca lira hasar meydana gelmekte, milyonlarca ton kağıt hammaddesi ağacımız yok olmaktadır.

2020 yılında ülkemizin; buğday üretiminin % 7,5’i, mercimek üretiminin %31,6’sı ve arpa üretiminin %2,7’si ilimizde gerçekleşmektedir. İlimizde arpa üretim alanı 955.217 dekardır. Buğday toplam üretim alanı 4.043.650 dekardır. Mercimek toplam üretim alanı 104.010 dekardır. Toplam olarak ilimizde 5.804.867 dekar alanda hububat tarımı yapılmaktadır. Hububat tarımı yapılan alanların yarısında 2. ürün yapıldığı varsayılırsa, ilimizde en az 3.000.000 dekar alanda anız yakma tehlikesi söz konusudur. 

“SU TUTMA KAPASİTESİ VE HAVALANMA ÖZELLİKLERİ OLUMSUZ ETKİLENMEKTEDİR”

Anızlar yakıldığında tarla toprağı yüzeyinde yaklaşık 250 oC bulan yakıcı bir sıcaklık oluştuğu söylenmektedir. Bu yüksek sıcaklık toprağın üst katmanlarındaki kil gibi toprak parçacıklarını pişirmekte, topraktaki birçok faydalı mikroorganizma ve solucan gibi küçük canlıları öldürmekte, topraktaki organik maddeyi de yakmakta, bazı mikroelementleri bitkilerin faydalanamayacağı forma dönüştürmekte ve makro-mikro besin maddesi noksanlıkları olmaktadır. Kurak bölge tarlalarında anız yakılması ile tarım topraklarında organik madde azalmakta, C/N (karbon/azot) oranı olumsuz etkilenmekte, bitki besin maddelerinin alınımındaki katyon değişim kapasitesi, alınabilir potasyum, toprağın kireç muhteviyatı, suya doymuşluğu, toprak asitliği ve alınabilir toplam azot miktarı olumsuz etkilenmektedir. Anız yakılması sonucu toprağın bünyesindeki organik maddenin azalmasından dolayı su tutma kapasitesi ve havalanma özellikleri olumsuz etkilenmektedir.

“DOĞAL BİYOLOJİK MÜCADELE CANLILARI KORUNMALIDIR”

Anız yangınları, tarla yüzeyini bitki örtüsüz bırakacağından, en değerli üst katmanları su ve rüzgar erozyonu sonucu taşınarak yok olmaktadır. 5.      Anızların, soklu pulluk gibi uygun aletlerle tarla toprağına karıştırılmasına anızlı toprak işleme denir. Anızlı toprak işleme, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesini düzenlemek amacıyla toprağın organik madde oranını korumak, su tutma kapasitesini artırmak ve verimliliğini sürdürmek için yapılmaktadır. Anızlı toprak işlemede, tarla toprağı anız sapları ile bir malç oluşturduğundan yağışlı dönemlerde düşen suyun toprak içeresine girmesini ve tutulmasını sağlayarak oluşacak rutubetli ortam sap artıklarının mikroorganizmalar tarafından parçalanarak organik maddeye ve bitki besin maddelerine dönüşmesini sağlamaktadır. Anızlardan oluşan bu organik madde su tutma yeteneği sayesinde toprağın içerisinde bitkiler için gerekli suyu ve besin maddelerini depolar. Zamanında iyi işlenmiş anızlı topraklar, kurak mevsimlerde bünyelerindeki zengin organik maddeye bağlı olarak rutubeti korur ve üzerinde yetişen bitkilere gerekli suyu sağlayarak verim kayıplarını önemli oranda önler. Anızların her yıl yakıldığı tarım alanlarında ise organik madde kaybı olduğundan yavaş yavaş geçen yıllar içeresinde toprak zerrelerini birbirine bağlayan doku ile su tutma kapasitesi zayıflar, verim düşer, rüzgar ve su erozyonu olur, çoraklaşma başlar. Hububat anızlarını yakmayarak, tarımsal zararlı böcekleri yiyen, yumurtalarına zarar veren ve onları hastalandıran doğal biyolojik mücadele canlıları korunmalıdır. Ülkemiz topraklarının şimdiki ve gelecekteki nesilleri doyuracak ürünü vermesi ve bu nesillere güzel yeşil bir çevre, doğa bırakılması bu bilince bağlıdır.

“İLKEL METODA BAŞVURULMASI BU ŞEHİRDE YAŞAYAN HERKESİN SORUMLULUĞUDUR”

2872 Sayılı Çevre Kanunu'nun 20. Maddesinde "Bu Kanunun Ek-l'inci maddesinin (c) bendine aykırı olarak anız yakanlara her dekar için 73,68 TL idari para cezası verilir" hükmü ile "Anız yakma fiilinin orman ve sulak alanlara bitişik yerler ile meskun mahallerde işlenmesi durumunda ceza beş kat artırılır hükmü uygulanacaktır."  Dünyada ve Ülkemizde her noktada 2872 sayılı kanun gereği tarlada bulunan anızı yakan köylülere uydu ile tespit edilerek dekara cezai işlemler uygulamakta, bazı illerimizde ise anız yakılmış alanlara müdahale edilerek yasal süreç başlatılmaktadır. İlimizin tarım alanlarında 2. Ürün ekimi için masraftan kaçmak, hızlı şekilde toprağı işlemek ve az emek harcamak adına her gün tarım alanları yakılmaktadır. Bu yangınlarla ilimizde çevre ve hava kirliliği artmakta, tarım alanlarındaki organik madde miktarı azalmakta ya da yok olup topraklar daha verimsiz ve erozyona daha hassas duruma gelmektedir. Topraktaki mikro organizmaların yüzde 80‘nin zarar görmesi sonucu verimde de azalmalar olduğu bilimsel olarak ortaya konulmuştur. Anız yangınları komşu tarlalardaki hasat edilmemiş ürünlere, traktörlere meyve bahçelerine, bunların etrafındaki çitlere, telefon direklerine, civardaki yerleşim yerlerine, özellikte de ormanlarımıza telafisi mümkün olmayan zararlar vermektedir. Bu da devlete milyonlarca dolara mal olmaktadır.  Çiftçilerimiz hububat hasadı yapan biçerdöver operatörlerinin mümkün olduğu kadar alçaktan (10-15 cm) yapmasını denetlemeli, anızları gölge tavında veya sonbahar yağışlarından sonra ayarlı uygun bir soklu pullukla sürüp toprağın altına karıştırmalıdırlar. Günümüz şartlarında anıza ekim yapan tarım aletlerinin olması, güçlü traktörlere ve kombine tarım işleme makinelerine sahip olunması anız yakılması gibi ilkel metoda başvurulması bu şehirde yaşayan herkesin sorumluluğudur.

Yorumlar